Aykul Topçu Hukuk Bürosu


  KISA ADI “2B YASASI” OLAN KANUN HAZIRLIKLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME   YARGI VE SORUNLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME   EKO-HUKUK VE ORMANLARIMIZ   2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU DEĞİŞTİREN 5491 SAYILI KANUN HAKKINDA İNCELEME VE HUKUKİ GÖRÜŞ   YABANCILARA ARAZİ SATIŞI KONUSUNDA HUKUKSAL İNCELEME   EKO-HUKUK ve ÜSTÜN KAMU YARARI   TEMEL DOĞAL VARLIKLARIMIZDAN ORMANLARIMIZ VE 2B SORUNU   TARIM ALANLARI ve MERALARDA AMAÇ DIŞI KULLANIM ve ÜSTÜN KAMU YARARI   VAKIFLAR KANUNU HAKKINDA DEĞERLENDİRME   TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 5761 SAYILI KANUN’UN İNCELENMESİ   ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ VE EKO-HUKUK   YARGITAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULUNUN 30.04.2010 TARİH ve ESAS:2004/1 KARAR:2010/1 SAYILI İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   DOĞAL VARLIKLARA ZARAR VEREBİLECEK YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINDA DANIŞTAY UYGULAMASI ve ÜSTÜN KAMU YARARI   TABİATI VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ KORUMA KANUNU TASARISI DEĞERLENDİRMESİ ve ÖNERİLER   Havza Yönetimi , Örgütlenmesi ve Genel Su Kanunu (Su Çerçeve Yasası) Projesi   Türk Hukuk Sisteminde Çevre ile ilgili Konularda Bilgiye Erişim-Katılım-İdareye/Yargıya Ulaşım Hakları ve Aarhus Sözleşmesi   YABANCILARA ARAZİ SATIŞI KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİNİN 2644 SAYILI TAPU KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ 5872 SAYILI KANUN HAKKINDA SON KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   ANAYASA MAHKEMESİNİN, 5831 SAYILI ve 3402 SAYILI KADASTRO ve 6831 SAYILI ORMAN KANUNU DEĞİŞTİREN KANUN HAKKINDAKİ 12.05.2011 TARİHLİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   2A ve 2B ALANLARI İLE İLGİLİ TASARI ve CHP TEKLİFİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME   EKOLOJİK HUKUK AÇISINDAN YENİ ANAYASA GELİŞMELER-SORUNLAR-ÖNERİLER   648 SAYILI KHK ve DAYANAĞI 6223 SAYILI YETKİ KANUNUNUN EKOLOJİK HUKUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ   TÜRKİYE’DE EKOLOJİK HUKUK UYGULAMALARI (ve özelde Trakya)(ECOLOGİCAL LAW PRACTİCES IN TURKEY specially in Thrace)   KENT HUKUKU VE ŞEHİR PLANLAMASI AÇISINDAN TAKSİM MEYDANI YAYALAŞTIRMA PROJESİ  HUKUK SİSTEMİNDE TEMEL İNSAN HAKLARI ve GELİNEN SON AŞAMA; “DÖRDÜNCÜ KUŞAK HAKLAR ve BUNLARI TALEP HAKKI”  MERSİN-AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ İLE İLGİLİ ÇED OLUMLU KARARININ ve NİHAİ ÇED RAPORUNUN HUKUKSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  MERSİN-AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ ANLAŞMASININ HUKUKSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  TÜRKİYE’DE ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME HUKUKU ve SON ÇED YÖNETMELİĞİ

EKOLOJİK HUKUK AÇISINDAN YENİ ANAYASA GELİŞMELER-SORUNLAR-ÖNERİLER

 

GİRİŞ

 

     Türkiye, mevcut sorunlarının yanı sıra “yeni/sivil bir Anayasa” yapmak için TBMM de bir uzlaşma komisyonu oluşturarak,  çalışmalara başladı. Bu komisyonun alt komisyonlarından birisi de STK’ları dinledi. TEMA Vakfı da bu konuda görev alanına giren konularda TBMM’de sunum yaptı. İşbu sunum önemli noktaları ile burada sizlere arz edilecektir.

    Yeni bir anayasa hazırlanmalı mıdır?

    Yeni bir anayasa nasıl hazırlanmalıdır veya anayasalar nasıl hazırlanır?

     Bu sorulara farklı yanıtlar verilebilir. Zaten bu da bizi bir “Anayasa Hukuku” tartışmasına götürür ki, işbu toplantının konusu da değildir.

 

1.  Yeni  anayasa  sürecinde ülkemizdeki önemli ekolojik  sorunlara bakarsak, şöyle bir basit tablo oluşturabiliriz.

 

1. Ormanlara Yönelik Girişimler, (5831 S.K., Kısa adıyla 2A/2B K. Tasarısı) (KHK.’ler, Kısa adıyla Yabancılara Arazi Satışı Tasarısı, Kısa adıyla Afet K. Tasarısı v.b.)

2. Nehir Tipi HES’ler,

3. Ormanlar, meralar, tarım alanları ve sit alanlarına yönelik;

    - ÇED Kararları ve ÇDP’ları,

    - Madencilik faaliyetleri ile,

    - Çimento fabrikaları ile,

    - Termik santraller ile,

    - Turizm faaliyetleri ile yapılan tecavüz ve tahribatlar,

4. Nükleer santral inşası.

 

2.  Yine yeni anayasa sürecinde ülkemizdeki  ekolojik  hukuk  sorunlarına bakmak istersek de aşağıdaki gibi bir basit tablo daha oluşturabiliriz.

 

1.  5831 Sayılı Kanun ve 2B alanlarının satışa hazırlanması,

2.  2010 Yılındaki halk oylaması sonrası Anayasa Değişikliği

     - 5831 Sayılı Kanun hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı,

     - 5782 Sayılı Kanun hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı,

3. 2011 Yılı ikinci yarısındaki 34 adet KHK,

4. Tapu Kanunu ve Kadastro Kanunu Hakkında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

    Tasarısı,

5. Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları   

    Dışına Çıkartılan Yerlerin ve Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun  

    Tasarısı, (2A/2B Tasarısı)

6. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı,

7. Madencilik ve Turizm Mevzuatının süregelen sorunları,

8. 5403 Sayılı Kanun md.13 (Amaç dışı kullanım) ve 4342 sayılı Kanun md.14 (Tahsis

    amacının değiştirilmesi,

9. Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili uluslar arası sözleşmeler.

YENİ  ANAYASA  ÖNERİSİ

 

3.  Mevcut Anayasanın “Genel Esaslar” bölümü ve özellikle değiştirilemez maddeleri yeni Anayasada da aynen korunmalı ve Anayasa sistematiği ve ilgili maddeler ve gerekçeleri aşağıdaki gibi olmalıdır.

 

ANAYASA SİSTEMATİĞİ ÖNERİMİZ

 

GENEL GEREKÇE

BAŞLANGIÇ

BİRİNCİ KESİM Genel Esaslar

İKİNCİ KESİM Temel Hak ve Özgürlükler

Birinci Bölüm

      Temel hak ve özgürlüklerle ilgili genel hükümler

İkinci Bölüm

      Kişi Özgürlükleri ve Siyasal Haklar

Üçüncü Bölüm

      Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hak ve Özgürlükler

Dördüncü Bölüm

      Çevre, Barış ve Gelişme Hakları

Çevre Hakkı

Ekosistem ve Ekosistemin Korunmasını       İsteme Hakkı

Ormanların Korunması

Toprak Mülkiyeti

Su Doğal Varlığı

Doğal Varlıklar ve Kaynaklar

Kıyılardan Yararlanma Hakkı 

Kültür ve Tabiat Varlıkları

Barış Hakkı

Gelişme Hakkı

Planlama

ÜÇÜNCÜ KESİM

Cumhuriyetin Temel Organları  (Yasama, Yürütme ve Yargı)

DÖRDÜNCÜ KESİM

Mali ve Ekonomik Hükümler

BEŞİNCİ KESİM

Anayasanın Değiştirilmesi ve Korunması  (Devrim Kanunları dahil)

ALTINCI KESİM

Geçici Hükümler ve Yürürlük

 

GENEL GEREKÇE

BAŞLANGIÇ

BİRİNCİ KESİM

Genel Esaslar

 

4.  Özellikle yeni Anayasada “Temel Hak ve Özgürlükler” aşağıda belirtildiği şekilde dört bölüm halinde olmalı ve evrensel kabul gören üç kuşak hakları da içermelidir. Ayrıca mevcut Anayasanın 90/son cümlesinin de “Yasama Bölümünün İlgili Maddesinde Aynen Muhafazası” asıldır. Vakfımızın görev alanına girmeyen bölüm ve maddeler sadece sıralama amaçlı yazılmıştır.

İKİNCİ KESİM

Temel Hak ve Özgürlükler

Birinci Bölüm

Temel hak ve özgürlüklerle ilgili genel hükümler

İnsan onurunun dokunulmazlığı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Eşitlik (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin niteliği (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin bütünlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması

Sınırlama koşulları (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmaması (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Olağanüstü yönetim hallerinde Temel hak ve özgürlükler (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin etkin kullanımını sağlayan güvenceler

Hak arama özgürlüğü ve savunma hakkı

Madde ....... -Herkes, meşru ve hukuken geçerli bütün araç ve yollardan yararlanarak doğal hâkim önünde davacı veya davalı olarak sav, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.

   Yargının işleyişine ilişkin kanunlar, bu hakkın etkili ve hızlı kullanılmasını sağlayacak şekilde düzenlenir. Yargılamada taraflar ile iddia ve savunma arasında silahların eşitliği kuralının işlemesi için gerekli fiziki ve yasal düzenlemeler yapılır.

   Hiç kimse doğal hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Doğal yargı yolunu ortadan kaldırabilecek olağanüstü adli merciler kurulamaz. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.

    Herkes, hakkındaki suçlamayı öğrenme, suçlamayla ilgili belgelerin tamamına ulaşma, her türlü delilin toplanmasını isteme, çevirmenden yararlanma, davasının makul süre içinde bitirilmesini isteme haklarına sahiptir.

   Kanuna aykırı usullerle elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.

   Kimse, kendisi ve yakınları aleyhine beyanda bulunmaya veya bu yolda kanıt göstermeye zorlanamaz.

    Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Ancak, genel ahlâkın ve kamu güvenliğinin zorunlu kıldığı, küçüklerin korunmasının, davaya taraf olanların özel yaşamlarının gizli tutulmasının gerektirdiği durumlarda mahkemeler, uygun görecekleri ölçüde duruşmaların

bir kısmının veya tamamının kapalı olarak sürdürülmesine karar verebilirler. Hüküm, açık oturumda açıklanır.

    Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel kurallar konulabilir.

    Mahkeme kararları gerekçeli olarak en kısa sürede yazılır.

    Özgürlüğü bağlayıcı cezalara karşı kanun yollarına başvurma hiçbir biçimde önlenemez.

    Dava açmak ve kendini savunmak için yardıma gereksinimi olanlara, ilgili kurumlar aracılığı ile etkili bir adli yardım sağlanır.  

Gerekçe:

     Maddeyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil/düzgün yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesi arasında bağlantı kurulmuştur.

   “Hak arama hürriyeti”, “kanuni yargı yolu” ve “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı yürürlükteki üç madde, aynı konuyu kapsama özelliği göz önüne alınarak birleştirilmiştir.

    Maddenin kenar başlığı, yeni düzenlemeyi yansıtacak biçimde genişletilmiştir.

    Yürürlükteki 36. maddenin 1. fıkrasına eklenmiş olan AİHS’nin 6. maddesi ışığında “adil/düzgün yargılanma hakkı” ile ilgili olarak, maddeye eklenen yeni fıkralarla (4, 7, 8 ve 9) “adil yargılanma hakkı” nın kullanılması usullerine açıklık getirilmiştir.

    İkinci fıkra ile bütün yargılama yasalarının adil yargılanma ilkelerine uygun olması gereği vurgulanmıştır.

    Ayrıca, hukuk ve ceza davalarında, düzgün yargılama hakkının önemli bir öğesi olan taraflar ve iddia ile savunma arasında “silahların eşitliği” ilkesinin işlerlik kazanabilmesi için gerekli fiziki ve yasal önlemlerin alınması yükümlülüğü getirilmiştir.

     Beşinci fıkra olarak önerilen kurala göre, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemeyecektir.

     Altıncı fıkrada “kanunla gösterilen” ibaresi, kanun koyucuya bu konuda ilkeyle bağdaşmayacak kesin bir takdir yetkisi verdiği şeklinde anlaşılmaması için metinden çıkarılmıştır.

     Yürürlükteki 37. madde 3. fıkrada korunmuş; ancak, “kanuni hâkim” yerine daha geniş bir güvence sağlayan “doğal hâkim” terimi tercih edilmiştir. Bu hakkın bir ek güvencesi olarak “doğal yargı yolunu ortadan kaldırabilecek olağanüstü adli merciler kurulamayacağı” na ilişkin hükme yer verilmiştir.

     Dokuzuncu fıkrada hürriyeti bağlayıcı cezalar aleyhine kanun yollarına başvurma hakkının hiçbir surette önlenemeyeceği belirtilmek suretiyle hak arama özgürlüğüne bir ek güvence sağlanmıştır.

     Günümüzdeki uygulama adli yardımı beklenen ölçüde sağlayamamaktadır. Maddeye eklenen 9. fıkra ile gerek dava açma ve gerekse kendini savunma bakımından yoksul ve muhtaç durumda olanlara yetkili kurumlar aracılığı ile etkili bir adli yardım yapılması hususunda kanun koyucuya görev yüklenmiştir. Ayrıca “kişi özgürlüğü ve güvenliği”  maddesinin 6. fıkrasında yakalananlara sorgu esnasında avukat bulundurma hakkı tanınmıştır.

 

 

Ceza hukuku güvenceleri (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Temel hak ve özgürlüklerin korunması

Madde .... -Herkes, Anayasa ile tanınmış hak ve özgürlüklerinin ihlâl edildiği savıyla, yetkili makamlara başvurma hakkına sahiptir.

   Devlet, temel hak ve özgürlükleri ihlâl eden kamu görevlilerinin eylemlerini etkili biçimde soruşturmak ve ihlâl sonucu doğan maddi ve manevi zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

    Kişinin, resmi görevlilerin haksız işlem ve eylemleri sonucu uğradığı zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Gerekçe:

     Yürürlükteki 40. madde, hak ve özgürlüklerin hepsinin korunmasıyla ilgili olması nedeniyle, ilk fıkrada yapılan bazı düzeltmelerle temel ve hak özgürlüklerin genel düzeni bölümüne alınmıştır. Yürürlükteki 40. maddenin ikinci fıkrasında yer alan Devlet işlemlerinde kişinin bunlara karşı hangi yasal yollara ve mercilere başvuracağına ilişkin yükümlülük, yönetimin saydamlığı ilkesi ile ilgili maddede düzenlenmiştir. İkinci fıkrada ise Devlete, temel hak ve özgürlükleri ihlâl eden kamu görevlilerinin eylemlerini etkili biçimde soruşturmak yükümlülüğü getirilmiştir Üçüncü fıkrada 2001 Anayasa değişikliğinde kabul edilen tazminatla ilgili ilke aynen benimsenmiştir.

    

Yabancıların temel hak ve özgürlükler ile ilgili konumu (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

İkinci Bölüm

Kişi Özgürlükleri ve Siyasal Haklar

Özgürlük ve güvenlik

Yaşam hakkı

Madde ..... -Herkes, yaşam hakkına sahiptir; kimse kasten öldürülemez. Ölüm cezası verilemez.

     Meşru savunma hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silâh kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

İnsan varlığının bütünlüğü

Madde ..... -İnsanın maddi ve manevi varlığı bir bütündür. Tıbbi zorunluluklar veya kanun ile öngörülen durumlar dışında, kimsenin bedenine dokunulamaz; kimse, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deney konusu yapılamaz.

   İnsan bütünlüğünün insan onuruna aykırı biçimde genetik yollarla değiştirilmesine, insan bedeninin ve organlarının ticari kazanç kaynağı durumuna getirilmesine yönelik uygulamalar yasaktır.

  Her kamu görevlisi, insan varlığının bütünlüğüne saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür.

Maddelerin  Ortak Gerekçesi:

Yürürlükteki 17. madde metninde de mevcut olan yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığın bütünlüğü ve işkence yasağı, korunan her bir değerin önemi göz önünde tutularak ayrı maddeler içinde formüle edilmiştir. Ancak üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin tümünde kabul gören uygulamaya paralel olarak ölüm cezasının kaldırılması, yaşam hakkı ile doğrudan ilgisi nedeniyle “yaşam hakkı” maddesinde öngörülmüştür. Bu önerimiz, 2004 Anayasa değişikliği ile dikkate alınmış; yürürlükteki Anayasa’nın 38. maddesinin 10. fıkrasına “Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez” şeklinde işlenmiştir. AİHS’ nin “yaşama hakkı” başlıklı 2.maddesinin “hiç kimse kasten öldürülemez” hükmü  ile yürürlükteki Anayasa’nın istisnaları maddeye aynen eklenmiştir (1982/m. 17).

   “İnsan varlığının bütünlüğünün dokunulmazlığı”,korunan değerler göz önüne alınarak “İnsanın maddi ve manevi varlığı” öğeleriyle somutlaştırılmıştır.

  Buna bağlı olarak “insan varlığının bütünlüğü” maddesinin 2. fıkrasında insan bedeninin “genetik” yollarla değiştirilmesi ve insan bedeninin ticari kazanç metaı haline getirilmesine yönelik uygulamalar yasaklanmıştır (1982/m. 17).

 

İşkence ve eziyet yasağı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Zorla çalıştırma yasağı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Kişi özgürlüğü ve güvenliği (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Düşünce, anlatım, inanç ve din özgürlüğü

Düşünce özgürlüğü

Madde ..... -Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir.

   Kimse, hangi nedenle ve amaçla olursa olsun düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, düşünce ve kanaatleri nedeniyle kınanamaz, ayırıma bağlı tutulamaz ve suçlanamaz.

Düşünceyi anlatma ve yayma özgürlüğü

Madde ..... -Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu özgürlükler, hukuken geçerli tüm araç ve yollardan yararlanarak bilgilere ulaşma hakkını, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber alma, düşünceleri öğrenme ve yayma serbestliğini de kapsar.

    Bu fıkra hükmü radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yayın yapan işletmelerin izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

   Savaş propagandası yasaktır. Ulusal, ırkçı veya dinsel temelli ayrımcılığı, düşmanlığı ve şiddeti tahrik eden düşüncelerin açıklanması yasaklanabilir.

   Anlatım özgürlüğünün kullanılması, kişilere görev ve sorumluluk yükler.

   Demokratik toplumun gerektirdiği hallerde bu özgürlüklerin kullanılması, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, başkalarının şöhret veya haklarının korunması, yargının otoritesinin ve tarafsızlığının korunması amacıyla, kanunla öngörülen bazı sınırlamalara veya ceza yaptırımına bağlanabilir.

Maddelere ilişkin Ortak Gerekçe:

  Önceki önerimizde birleştirilmiş olan düşünce ve anlatım özgürlüğü ayrı maddeler olarak düzenlenmiştir. Bunun nedeni düşünce ve kanaat özgürlüğünün dokunulmaz çekirdek niteliğini taşıması ve bu niteliği ile sınırlanmasının mümkün olmamasıdır.

“Düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlama, düşünce ve kanaatleri nedeniyle kınama, ayırıma bağlı tutma ve suçlama yasağı” da bu sınırsızlığı, insan haklarının sert çekirdeği ve dokunulmaz alanı olarak somutlaştıran bir düzenlemedir.

   Anlatım özgürlüğü ise uluslararası insan hakları belgelerinde de görüldüğü üzere sınırlanabilir bir özgürlük olarak ayrı bir maddede düzenlenmiştir Bu maddenin ilk fıkrasında anlatım özgürlüğünün kullanım usul ve yolları, tüketici olmayan biçimde belirtildikten sonra, bilgi edinme hakkı da anlatım özgürlüğünün bir ön koşulu olarak güvenceye eklenmiştir. Kamusal bilgileri edinme hakkı ise, ayrı bir maddede özel bir hak olarak ayrıca düzenlenmiştir.

  Ayrıca, haber alma ve yayma serbestliğinin de öngörülmesiyle bilgilenme hakkı tamamlanmış; böylece düşünce özgürlüğünün bilgiye ulaşma, kanaat oluşturma ve yayma öğeleri birlikte güvenceye bağlanmıştır.

  Maddenin ikinci fıkrası radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yayın yapan işletmelerin izin sistemine bağlanması olanağını açık tutmaktadır. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin 20. maddesinde öngörülen yasaklayıcı hükümlerin üçüncü fıkraya eklenmesi uygun görülmüştür.

  Maddenin dördüncü fıkrasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden esinlenerek anlatım özgürlüğünün kişilere görev ve beşinci fıkrada sorumluluk yüklediği belirtilmekte ve aynı sözleşmedeki sınırlama nedenlerine kısmen yer verilmektedir.

 

Vicdan ve din özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Özel yaşam alanı

Özel yaşamın gizliliği (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Konut dokunulmazlığı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Haberleşme özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Kişisel bilgi ve verilerin korunması (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Dolaşım özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Yerleşme özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Toplu özgürlükler

Toplantı ve gösteri özgürlüğü

Madde ..... -Herkes, önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı, yürüyüş ve gösteri özgürlüğüne sahiptir.

   Bu özgürlük kamu düzeninin korunması amacıyla sınırlanabilir.

   Kanun, kent düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin yapılacağı yerleri ve yolları belirleme yetkisini kamu yönetimi makamlarına tanıyabilir.

   Ancak bu sınırlamalar, toplantı ve gösteri özgürlüğünün etkisizleştirilmesi sonucunu doğuracak biçimde uygulanamaz.

Gerekçe:

  Örgütlü olmayan toplu gösteriler ve gruplaşma özgürlüğü olarak toplantı, gösteri ve yürüyüş özgürlükleri 1961 Anayasası’nın anlayışına göre düzenlenmiş ve bu özgürlüğün sınırlanma nedeni “kamu düzeni” olarak belirlenmiştir. “Gösteri yürüyüşü” yerine daha kapsayıcı olması bakımından “toplantı ve gösteri özgürlüğü” denilerek gösterinin belli bir kamusal alanda sadece bir toplantı çerçevesinde yapılabileceği gibi hareketli olarak yani yürüyüş yapılarak da kullanılması güvenceye bağlanmıştır.

  Ayrıca, kanunun kent yaşamının gerektirdiği kamu düzenine uygun bir somutlaştırma yaparak toplantı yeri ve yürüyüş güzergâhını belirleme konusunda idari mercilere yetki verilebileceği, ancak bu yetkinin toplantı ve gösteri özgürlüğünün etkisizleştirme sonucunu doğuracak biçimde kullanılamayacağı belirtilerek bu konuda yargısal denetime bir ölçüt sağlanmıştır.

 

Örgütlenme (dernek ve vakıf kurma) özgürlüğü

Madde ..... -Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma, derneğe üye olma ve üyelikten çıkma özgürlüğüne sahiptir.

   Hiç kimse bir derneğe üye olmaya veya dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

   Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunun belirlediği mercie verilmesi yeterlidir.

   Dernek özgürlüğü, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla sınırlanabilir. Ancak bu sınırlamalar, dernek özgürlüğünün etkisizleştirilmesi sonucunu doğuracak biçimde kullanılamaz.

   Dernekler, kanunun gösterdiği durumlarda hâkim kararıyla geçici olarak çalışmaktan alıkonabilir veya kapatılabilir.

   Birinci fıkra hükmü, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensuplarının mesleklerinin gerekli kıldığı ölçüde bu özgürlükten yararlanmalarının sınırlanmasına engel değildir.

    Bu maddenin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde vakıflar için de uygulanır.

 

Gerekçe:

  Bu maddenin 1995 ve 2001 Anayasa değişikliklerinden sonraki metni genellikle korunmuş, ancak anlatımda sadeleştirmeye gidilmiştir. Derneğin kurulması için ilgili makamlara yapılan bildirimin işlevi, sadece haber verme aracı olmaktan ibarettir.

  Sınırlama nedenleri, “kamu düzeninin veya genel ahlâkın korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi” olarak belirlenmiş olup; caydırıcı ve özgürlüğü etkisizleştirici düzenleme yapılamaması, yargısal denetimde de kullanılabilecek bir güvence ölçütü olarak belirlenmiştir. Dernekleri hâkim kararı dışında kapatma veya faaliyetten alıkoymaya ilişkin hükümler ayıklanmış, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri ile ilgili sınırlayıcı hüküm ise korunmuştur. Vakıflar hakkında da, farklı bir düzenleme olmadığı müddetçe, dernekler hakkındaki kuralların uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

 

Yurttaş (tüzel kişilik oluşturmadan) girişimleri

Madde ..... -Toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunmak amacıyla oluşturulan barışçıl yurttaş girişimlerinin toplu özgürlüklere tanınan Anayasal hakları kullanmaları ve güvencelerinden yararlanmaları,  kanunla düzenlenir.

Gerekçe:

  Örgütlü toplu özgürlükler olarak dernekler ve vakıflar, belli kurumsal özelliklerin gerekli kıldığı yükümlülükleri yerine getirmek zorundadırlar. Oysa toplumsal sorunlara duyarlı yurttaşlar; platform, hareket girişim gibi değişik adlar altında; çevre korumasından eğitim-öğretim hizmetlerine değin çok çeşitli alanlarda birlikte etkinlikte bulunmaktadırlar. Sorumlu yurttaşlık bilinci ile girişilecek ve gerçekleştirilecek bu etkinlikler, örgütsüz bireyler topluluğu şeklinde olabileceği gibi, dernek, vakıf ve sendikaların ortak davranması biçiminde de ortaya konabilir. Bu çerçevede demokratik yurttaş girişimlerinin özendirilmesi ve güvence sağlanması, sivil toplumun ilerlemesine ve demokratik siyasal rejimin gelişmesine katkıda bulunabilecektir.

   Bu bağlamda, belirtilmesi gereken bir olgu da şudur: AİHM’ye başvuru için tüzelkişilik sahibi olma koşulu aranmamakta; bu hak yurttaş girişimi türünden kişi gruplarına da tanınmaktadır.

 

Siyasal haklar ve ödevler

Yurttaşlık (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Bilgi edinme, katılım ve siyasi örgütlenme hakları

Bilgi edinme hakkı

Madde ..... -Her yurttaş, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin işlem ve eylemleri hakkında bilgi edinme hakkına sahiptir.

    Devlet, bu hakkın etkin olarak kullanımı için gerekli kanuni düzenlemeleri yapar.

Gerekçe:

  Bilgi edinme hakkı, bilinçli yurttaş olmanın ve katılımın temelidir. Kamusal alanda bilgilenme hakkı, idari yapı bakımından “yönetimin saydamlığı” nı gerektirmekte ve yürütme bölümünde düzenlenmiş bulunan bu ilke ile somutlaşmaktadır. Hakkın etkin olarak kullanımı için Devlete de düzenleme yapma görevi yüklenmektedir.

 

Katılım hakkı:

Madde ..... -Yurttaşlar, kamusal yaşama ve ülkenin yönetimine doğrudan veya temsilcileri aracılığıyla katılma hakkına sahiptir.

  Yurttaşların ulusal ve yerel yönetim düzeyinde ülkenin yönetimine doğrudan katılmalarını sağlayacak halkoylaması ve halk girişimi yöntemlerine, bunların işleyiş ve esaslarına, imzaların toplanması, sayılması ve denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.

   Halkoylaması; bir Anayasa değişikliğinin veya yasal bir düzenlemenin kabul edilerek yürürlüğe girmesi veya usulüne göre yürürlüğe girmiş bir yasanın, kısmen veya tamamen yürürlükten kaldırılması için; yurttaşların karar vermesi yöntemidir. Ulusal düzeyde, en az 500.000 seçmen veya en son milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların en az yüzde beşini alan siyasi partiler tek başlarına veya oyları birlikte hesaplandığında aldıkları oy oranı yüzde onu geçen siyasal partiler ortak olarak; halkoylamasına gidilmesini isteyebilir.Toplam seçmen sayısının en az yarısının katılımının sağlanması ve ayrıca kullanılan geçerli oyların yarısından bir fazlasının evet oyu olması durumunda, bir yasanın kabulü veya bir yasanın kısmen veya tamamen yürürlükten kaldırılması geçerli olur. Anayasa değişikliğinin kabulü için ise, toplam seçmen sayısının yarısından fazlasının evet oyu vermesi gereklidir.

   Halk girişimi; belli bir konuda yasal bir düzenlemenin yapılması amacıyla, en az 500.000 seçmenin, imza toplamak suretiyle bunu talep etmesi üzerine, halkoylamasına gidilmesi usulüdür. Halkoylamasına katılan seçmenlerin yarısından fazlasının evet oyu vermesi durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi en geç altı ay içinde söz konusu düzenlemeyi yapmakla yükümlüdür.

    Yüksek Seçim Kurulu, halk oylaması veya halk girişimi isteminin usulüne uygun olarak yapılması durumunda, oylama tarihini belirler.

   Kanun, katılım hakkının kullanılmasını düzenlerken, demokratik katılım, çoğulculuk ve eşitlik ilkeleriyle, konunun tekliği ilkesi ve halkın bilgilenme hakkını gözetir. Cumhuriyetin temel ilkeleri, uluslar arası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler, genel ve özel af kanunları, vergi ve benzeri mali yükümlülükler ile askerlik hizmetinin süre ve esasları halkoylamalarına ve halk girişimine konu edilemez.

   Anayasa Mahkemesine iptal davası açma hakkına sahip olanlar Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği halk oylaması tarihinden başlayarak on beş gün içinde, yapılacak halk oylamasının yukarıdaki fıkrada belirtilen yasaklara aykırılığı nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesinin kararı açıklanmadan halk oylaması yapılamaz.

Gerekçe:

Yurttaşların kamusal yaşama ve ülke yönetimine katılımının yöntem ve aşamaları, çağdaş toplumlarda giderek çeşitlenmekte ve gelişmektedir. İlk aşama olarak bilgilenme, bilinçli yurttaş olmanın ve katılımın temelidir. Yerel, bölgesel veya ulusal ölçekte kamu makamları açısından toplumsal ve yönetsel sorunlar konusunda bireyleri bilgilendirmek, onların görüşlerini almak ve onlara danışmak suretiyle katılımcı ve etkili bir yönetsel ve siyasal yapı geliştirilebilir. Dolaylı katılım yolu olarak temsilcileri seçme yanında, yarı-doğrudan demokrasi mekanizmalarını açık tutmak, yöneten ve yönetilenleri birbirine yaklaştıracağı gibi siyasal rejimi de belli dönemlerde yapılan seçimlerle sınırlı bir demokrasi olmaktan çıkarır. Nitekim günümüzde, demokratik ülkelerin çoğu, özellikle 1990’lı yılların başlarından itibaren, sosyalist rejimlerin yıkılması ile ortaya çıkan yeni demokrasiler, anayasalarına, “yarı doğrudan demokrasi araçlarını” yerleştirmekte ve belirli dönemlerde bu “hukuksal araçları” kullanmaktadırlar. Bu amaçla Anayasa’ya yasaların ve Anayasa değişikliklerin kabulü veya bir yasanın yürürlükten kaldırılması için halk oylaması ve ayrıca halk girişimi yöntemlerinin dahil edilmesi uygun görülmüştür. Ancak, yurttaşların doğrudan katılım hakkının işleyiş ve esasları kanunla düzenlenirken, bu katılma yöntemlerinin, demokratik halkoylamasına benzeyen ama işlevi ve amacı yönünden tamamen zıddı bir uygulamaya (demokrasi dışı plebisit uygulaması gibi) dönüşmesinin önlenmesi de zorunludur.

  Bu nedenle, gerek ilgili düzenlemeleri yaparken kanun koyucunun, gerekse bu yöntemlerin uygulanması aşamasında tüm kuruluş ve kişilerin, uymakla yükümlü oldukları ölçü ve sınırların (demokratik katılım, siyasal partiler, kişiler ve kurumlar arasında propaganda, görüş açıklama gibi tüm hazırlık ve katılım aşamalarında eşitlik, ayrıca halkoylamasına sunulan konunun tek olması ve kendi içinde bütünlük taşıması ve ayrıca bir temel hak ve özgürlüğün halkoylaması ile kazanılmaması veya yitirilmemesi gibi ilkeler), Anayasa’da açıkça belirlenmesi gerekli görülmüştür. Bu ilkelere uyulmasını sağlamak üzere iki aşamalı bir denetim öngörülmüştür. İlk aşamada Yüksek Seçim Kurulu halk oylaması veya halk girişimi isteminin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyecektir. İkinci aşamada ise halk

oylaması tarihinin tespitinden başlayarak on beş gün içinde yapılacak oylamanın maddenin son fıkrasında belirtilen yasaklara aykırılığı ileri sürülerek, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gidilebilecektir. Bu başvuru Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açma yetkisine sahip olanlarca yapılabilecektir. Anayasa Mahkemesi kararı verilmeden halk oylaması yapılamayacaktır.

 

Dilekçe hakkı :

Madde ..... -Herkes kendisiyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, bireysel olarak veya topluca yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

  Başvuru sonuçları, dilekçe sahiplerine gecikmeksizin yazılı olarak bildirilir. Bu hakkın kullanılma biçimi ve süreleri kanunla düzenlenir.

Gerekçe:

Bilgilenme hakkının, dilek ve şikâyetleri bildirmenin geleneksel aracı olan dilekçe hakkı, yurttaşlar yerine herkes için güvence altına alınmıştır. İkinci fıkradaki daraltıcı ifade yerine tüm başvuru sonuçlarının cevabının yazılı bildirimi vurgulanmış; böylece, bilgilenme ve katılım hakkının etkili kılınması amaçlanmıştır. Ancak bu değişiklikte dilekçe hakkı Türkiye’de ikamet eden yabancılara “karşılıklılık” koşulu ile tanınmaktadır.

 

Oy hakkı ve seçimler (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Siyasal Partilerin kurulma özgürlüğü, uyacakları esaslar ve siyasal partilerle ilgili yasak ve yaptırımlar (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

 

Kamu hizmetine ilişkin hak ve ödevler

Hizmete girme (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Mal bildirimi (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Yurt hizmeti (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Vergi ödevi (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

 

Üçüncü Bölüm

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hak ve Özgürlükler

Ekonomik hak ve özgürlükler

Mülkiyet hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Kamulaştırma (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Devletleştirme (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Çalışma ve sözleşme özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Sosyal hak ve özgürlükler

Ailenin korunması (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Çalışma ile ilgili hükümler

Çalışma hakkı ve ödevi (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Çalışma koşulları ve dinlenme hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Ücrette adalet sağlanması (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Sendika toplu iş sözleşmesi ve grev

Sendika özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Toplu iş sözleşmesi hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Grev hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Sosyal güvenlik

Sosyal güvenlik hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Özel olarak korunması gerekenler (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Yabancı ülkelerde çalışanlar (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Sağlık hakkı :

Madde..... -Herkes sağlık hakkına sahiptir.

   Devlet, herkesin yaşamını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama görevini, kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

   Sağlık hizmetlerinin yaygın bir biçimde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla genel sağlık sigortası sistemi kanunla kurulur.

  Yurttaşlar temel sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılamaz. Bu hakkın uygulama esasları kanunla düzenlenir.

Gerekçe:

  1982 Anayasası’nın 56. maddesinde çevre hakkı ile birlikte düzenlenen ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olarak nitelenen hakkın, herkesin sağlıklı bir yaşam hakkına sahip olduğu ilkesi getirilerek, bağımsız bir sosyal hak olarak düzenlenmesi, ülkemizde büyüyen sağlık sorunlarının çözümüne katkıda bulunacağı düşüncesiyle gerekli görülmüştür. Maddenin diğer fıkraları aynen alınmış genel sağlık sigortası için “kurulabilir” yerine “kurulur” ifadesiyle Devlet için yükümlülük getirilmiştir.

   Son fıkrada yurttaşların temel sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılamayacağı belirtilerek, sağlık hakkının gerçekleştirilmesi zorunlu asgari düzeyi ortaya konmuştur. Bu hüküm uyarınca, Devlet sağlık hizmetlerini derecelendirecek ve temel hizmetlerden her yurttaşın yararlanmasını kanunla güvence altına alacaktır. Temel sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, Devletin mali olanaklarının yetersizliği ileri sürülerek engellenemez.

 

 

Konut hakkı:

Madde .....– Herkes gereksinimlerine uygun bir konutta oturma hakkına sahiptir.

    Hiç kimse yaşamını sürdürmesi için gerekli barınacak bir yerden yoksun bırakılamaz. Bu hakkın gerçekleştirilmesi için yerel yönetimlerin üstleneceği yükümlülükler kanunla belirlenir.

     Devlet, kentlerin özelliklerini ve doğal çevre verilerini esas alan bir planlama çerçevesinde, yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak tedbirleri alır, toplu konut girişimlerini destekler.

Gerekçe:

   Yürürlükteki Anayasa’nın 57. madde metni, ilke olarak korunmuş, bu hakkın gerçekleştirilmesinin zorunlu asgari düzeyi gösterilmiştir. Buna göre, Devlet kentlerin özelliklerini ve doğal çevre verilerini esas alarak yapacağı planlama çerçevesinde evsizler veya bir evde oturmanın bedelini ödeyemeyecek durumda olanlar için, bir barınak sağlamak zorundadır. Bu asgari düzeyin ötesinde, birinci ve üçüncü fıkralarda Devlete, kişiye güvenli, barış içinde ve onurlu bir hayat süreceği bir konutu sağlama görevi verilmiştir.

 

Yeterli gıda ve temiz suya erişme hakkı:

Madde ..... -Yaşam hakkının gereği olarak herkes, yaşamını sürdürmeyi sağlayacak yeterlilik ve kalitede gıda, dengeli beslenme ve suya erişmek hakkına sahiptir.Hiç kimse bu haklardan yoksun bırakılamaz. Bu haklar kanunla düzenlenir.

Gerekçe:

  Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirisinin 3’ncü maddesinde “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır”  biçiminde temel ve çok kapsamlı bir tanımlama yapılmıştır. Mevcut Anayasa’nın 17’inci maddesinde de benzer nitelikte Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”hükmü bulunmaktadır.Anayasanın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinin son bölümünde ise“insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak”, hükmü vardır. Ne var ki; anımsatılan hükümlerde yer alan ve esasen soyut nitelik taşıyan bu tür bir hakkın gerçekleşmesi, kanımızca ancak insanın yeterli ve dengeli beslenmesini ön gören açık ve net bir hak tanımı ve düzenlemesi ile mümkündür. Çünkü; doğal varlıkların, çevresel değerlerin ve kaynakların hızla yok olup bozulduğu, yaşam ihtiyaçlarının ise giderek çoğaldığı bir dünyada, kanımızca “gıdaya erişim” insanın en temel en yaşamsal ihtiyacıdır. Her ne kadar, üstte belirtildiği üzere, mevcut Anayasa ve bazı yasalarda gıda hakkını çağrıştıran kimi hükümler bulunuyor ise de, bu hükümlerin Devleti ve toplumu yükümlü kılacak bir temel hak özelliğinden uzak olduğunu söylemek gerekmektedir. Bu hükümlerin gıda hakkı anlamına geldiğini ya da gıda hakkını içerdiğini söylemek de zordur.

   Yeterli gıda ve temiz suya ulaşma hakkı, kişinin fiziksel varlığını sürdürmesi bakımından vazgeçilmezdir. Yeterli gıdanın düzeyi, olağanüstü durumlarda bile “açlıktan kurtulma hakkı” nın gerektirdiği düzeyin altında belirlenemez.  Anayasamızda “gıda hakkı, bir yukarı seviyede “dengeli beslenme hakkı” ile birleştirilmiş ve çağdaş bir anlayışa yönlendirilmiştir. Maddede “su hakkı” nın “temiz suya ulaşma hakkı” şeklinde ayrıca belirtilmesi, iklim koşulları yüzünden, ülkemizin içilebilir su kaynaklarının her geçen gün azalması nedeniyle gerekli görülmüştür. Bu hak, herkesin kişisel ve ev içi kullanımı için yeterli, güvenli, erişilebilir ve bedeli ödenebilir suya sahip olmasını güvence altına almaktadır. Bunu sağlamak üzere Devlet, kanunla düzenleme yapacaktır.

 

Tüketici hakları (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Devletin ekonomik ve sosyal ödevleri

Kültürel haklar ve özgürlükler

Eğitim ve öğrenim hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Bilim ve sanat özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Kitle iletişim özgürlükleri ve sınırlanması (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Görsel ve işitsel iletişim özgürlüğü (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

Düzeltme ve yanıt hakkı (TEMA Vakfının konusu dışındadır)

 

Dördüncü Bölüm

Çevre, Barış ve Gelişme Hakları

Çevreye ilişkin haklar

Çevre hakkı

Madde ..... -Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

    Devlet, bu konuda yurttaş girişimlerini destekleyerek çevreyi korur ve geliştirir; çevrenin bozulmasını engelleyecek ve gelecek kuşakların da en az mevcut kuşaklar kadar çevreden yararlanmalarını sağlayacak önlemleri alır.

    Herkes çevre konusunda bilgilenme, katılma ve başvuru hakkına sahiptir.

    Kişilerin ve kurumların çevreye karşı ödevleri ve sorumlulukları ile çevrenin korunması kanunla düzenlenir.

Gerekçe:

  Çevre hakkı, yürürlükteki Anayasa’nın 56. maddesinden hareketle formüle edilmiştir. Maddenin yeni yazılış biçiminde, bu hakkın korunması için mevcut idari kuruluşların yeterli olmayacağı göz önüne alınarak, uzmanlaşmış birimleri kurma gereği yanında bireylerin çevreyi koruma hak ve ödevlerini ancak toplu olarak etkili bir biçimde koruyabildikleri olgusundan hareketle Devlet için çevre derneklerini, vakıflar veya yurttaş girişimlerini destekleme yükümlülüğü öngörülmüştür.

   Gerek kamu makamları gerek yurttaşlar tarafından çevrenin korunması ve geliştirilmesinde önleyici önlemler belirleyici bir işlev görürler. Bilgilenme, katılma ve başvuru hakları; önleme, koruma ve geliştirme  sürecinde  vazgeçilmez güvencelerdir.

 

Eko-sistem ve eko-sistemin korunmasını isteme hakkı

Madde ..... – İnsanın da dahil olduğu canlılar ve cansızlar arasındaki etkileşim ve bağın oluşturduğu eko-sistemin bütün aşama ve çeşitlerinin korunması, yaşamın sürdürülebilmesinin temel şartı olarak, başta insan olmak üzere bütün eko-sistemlerin var olma hakkıdır. Herkes en geniş anlamda ve bu hakkın korunması için iş bu Anayasada var olan veya henüz mevcut olmayan bütün haklarını kullanabilir. Devlet bu amaca ulaşmak için gerekli kanuni düzenlemeleri yapar.

Gerekçe:

      Yerküremizin sonunu getirebilecek olan insan kaynaklı küresel ısınma ve bunu oluşturan bütün etmenler insanlığın ortak sorunudur. İnsanlık ancak kendisinin de bir parçası olduğu Dünya eko-sistemini sürdürebildiği takdirde ve oranda var olabilecektir. Bu nedenle eko-sistemin korunmasını ve iklim değişikliğinin önlenmesini istemek, en temel insan ve yaşama hakkı olarak tanınmalı ve bunun sağlanabilmesi için Anayasada tanınan bütün haklar veya henüz Anayasada yer almamış dahi olsa uygarlığın ulaştığı aşamadaki bütün hakları kullanabilmeli ve Devlet de bu konuda bütün yasal düzenlemeleri yapmalıdır

 

Ormanların korunması ve geliştirilmesi, orman köylüleri

Madde ..... -Devlet, ormanların korunması ve genişletilmesi için gerekli kanunları yürürlüğe koyar ve önlemleri alır. Yanan orman alanlarında orman eko-sisteminin yeniden oluşmasını sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almak Devletin görevidir. Bu yerlerde özel veya kamusal amaçlı yapılaşmaya izin verilemez,  tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir işlem ve eyleme izin verilemez.

    Devlet ormanları sürdürülebilirlik ve katılımcılık ilkeleri doğrultusunda Devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Bu ormanlar, zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

    Münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz; ormanları yakmak, yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Ormanların yıkımına yol açacak siyasal propaganda yapılamaz.

   Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, gereken durumlarda başka yere yerleştirmesi; ormanları koruma bakımından, ormanın gözetilmesi, yönetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı önlemlerin alınması kanunla düzenlenir.

   Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.

    Gerekçe:

  Mevcut Anayasa’da iki madde halinde düzenlenmiş olan; ormanlar ve orman köylüsüne ilişkin hükümler aynı madde içinde kısaltılarak ve sadeleştirilerek yeniden düzenlenmiştir.

 

Toprak mülkiyeti, tarım arazileri ve meralar, çiftçinin korunması

Madde ..... - Devlet, toprağı korumak ve geliştirmek, toprak varlığının erozyonla ve diğer yollarla yitirilmesini ve nitelik kaybını önlemek, ıslah edilip geliştirilmesi ve sürdürülebilir yaşam ilkesi doğrultusunda kullanılmasının sağlanması ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini belirleyebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması; üretimin düşmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz. Bu, arazi toplulaştırılmasından vazgeçileceği şeklinde yorumlanamaz.

     Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras kuralları dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçiler ve mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu koşullara aykırı davranılması durumunda, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

       Kanunla tanımlanacak olan ve arazi kullanım planlarında belirlenmiş bulunan tarım arazileri ile çayır ve meralar amaçları dışında kullanılamaz.

      Tarım arazilerinin mülkiyeti yabancı gerçek ve tüzel kişilere geçirilemez ve bu amaçla arazi satışı yapılamaz.

Gerekçe:

      Türkiye verimli toprak varlığı bakımından zengin bir ülke değildir. Topoğrafik, fiziksel ve kimyasal çok sayıda etmenden dolayı, olan toprak ve arazi varlığının üretkenlik niteliği son derece kısıtlıdır. Üstelik hem ölçek büyüklüğü hem de nitelik bakımından son derece kısıtlı olan bu öçlüde kısıtlı olan arazi varlığı çok kötü kullanılmakta, yoğun olarak kirletilip bozulmakta, üretkenliğini yitirmekte ve daha kötüsü verimli tarım arazileri amaç dışı yaygın kullanımla adeta talan edilmektedir.

      Türkiye esasen yeterli ve dengeli beslenemeyen ve hızla artmaya devam eden toplumunu, bu kısıtlı toprak ve arazi varlığını kullanarak yaşatmak zorundadır. Sanayisine, ticaretine ve ihracatına ham maddeyi bu kaynağını rasyonel kullanarak yetiştirmek durumundadır. Türkiye’nin kullanılabilir yeni arazi potansiyeli kalmamıştır. Bütün bu nedenlerle toprak tüm yaşamın üretilemeyen çoğaltılamayan fiziki temelidir. Bir avuç toprak üretilemeyen kaynaktır ve toprak yaşamdır.

       Kısaca özetlenmeye çalışılan bu yaşamsal misyon, “gelişme ve kalkınma ile doğal kaynak dengesini gözeten” bir ilkesel anlayışla, toprak varlığının ve arazi kaynaklarının “korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılması, kısacası varlık ve kaynakların doğru yönetilmesi” kanımızca bu sürecin hiçbir biçimde ötelenemez bir Devlet görevi olmasını gerektirmektedir. Mevcut Anayasa’da iki madde halinde düzenlenmiş olan; toprak, mera ve topraksız köylü ve tarımın korunmasına ilişkin hükümler aynı madde içinde kısaltılarak ve sadeleştirilerek yeniden düzenlenmiş ve ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan bölünmüş tarım arazileri ile ilgili arazi toplulaştırılması konusu metne eklenmiştir.

 

Su doğal varlığı, yer üstü ve yer altı suları,

Madde ..... -Su doğal varlığının yönetimi, yer üstü ve yer altı su varlıklarının korunarak kayıplarının önlenmesi, geliştirilmesi ve verimli kullanımının sağlanması Devletin görevidir.

      Su varlığının korunması ve yönetimine ilişkin hususlar kanunla düzenlenir. Devlet bu amaçlarla gerekli hukuksal ve kurumsal düzenlemeleri yapar ve gereken önlemleri alır.

      Yer üstü ve yeraltı su varlıklarının mülkiyeti ve yönetimi, yabancı gerçek ve tüzel kişilere devredilemez.”

Gerekçe:

        Toprak gibi ülkemizin su doğal varlığı da yeterli değildir. Bu doğal varlığımız da kötü ve savurgan kullanılmakta, kirlenmekte ve hızla yitirilmektedir. İnsanlığın karşısına bir karabasan gibi dikilen “ küresel ısınma, kuraklık ve kısaca iklim değişikliği” sorunsalı, var olan olumsuzlukları çok daha ağırlaştırmaktadır.

        Özetlenen nedenlerle, su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanımı ya da kısaca yönetimi, kesinlikle ötelenemez bir kamusal sorumluluk olmalı, açık ve net bir Devlet görevi olarak tanımlanmalı ve Devlet bu görevin yerine gelmesini sağlayacak “Su Kanunu” ve “Havza Yönetimi” gibi kanuni düzenlemelerle, gerekli yönetimsel örgütlenmeleri gerçekleştirmelidir.

 

 

Doğal varlıklar ve kaynaklar

Madde ..... -Doğal varlıklar ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranma ve işletilme hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi doğal varlık ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılacağı; arama ve işletmenin yapılması kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken koşullar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ile yaptırımları kanunda gösterilir.

Gerekçe:

Mevcut Anayasa’nın hükmü sadeleştirilerek anlam bakımından aynen korunmuştur.

 

Kıyılardan yararlanma hakkı

Madde ..... -Herkesin deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla deniz ve göl kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanma hakkı vardır.

   Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; özel mülkiyete konu olamaz.

   Dolgu yoluyla toprak edinilmesi yasaktır.

Gerekçe:

  Kıyıların korunması ve rejimine ilişkin madde, doğal dengenin sürdürülmesi ve doğadan eşit yararlanma hakkı ışığında düzenlenmiştir. Kıyıların özel mülkiyete konu olamaması ve kamu makamları ile özel kişiler tarafından dolgu yoluyla toprak edinilmesi yasağı ile kıyıların daha etkili bir düzenlemeye tabi tutulması suretiyle, doğal yapı ve ekolojik dengenin korunması yanında kamunun doğadan eşit yararlanma hakkının sağlanması amaçlanmıştır.

 

İnsanlığın ortak mirasına saygı ve tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması

Madde ..... -Herkes, insanlığın ortak mal varlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. İnsanlığın ortak mirasını güvence altına almak amacıyla Devlet, ülkedeki tarih, kültür ve tabiat varlıkları ile tüm uygarlıkların kültürel varlık ve değerlerini korur; bu korumayı gerçekleştirecek bağımsız koruma kurullarını kanunla oluşturur.

  Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar v