Aykul Topçu Hukuk Bürosu


  KISA ADI “2B YASASI” OLAN KANUN HAZIRLIKLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME   YARGI VE SORUNLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME   EKO-HUKUK VE ORMANLARIMIZ   2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU DEĞİŞTİREN 5491 SAYILI KANUN HAKKINDA İNCELEME VE HUKUKİ GÖRÜŞ   YABANCILARA ARAZİ SATIŞI KONUSUNDA HUKUKSAL İNCELEME   EKO-HUKUK ve ÜSTÜN KAMU YARARI   TEMEL DOĞAL VARLIKLARIMIZDAN ORMANLARIMIZ VE 2B SORUNU   TARIM ALANLARI ve MERALARDA AMAÇ DIŞI KULLANIM ve ÜSTÜN KAMU YARARI   VAKIFLAR KANUNU HAKKINDA DEĞERLENDİRME   TURİZMİ TEŞVİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 5761 SAYILI KANUN’UN İNCELENMESİ   ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ VE EKO-HUKUK   YARGITAY İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULUNUN 30.04.2010 TARİH ve ESAS:2004/1 KARAR:2010/1 SAYILI İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   DOĞAL VARLIKLARA ZARAR VEREBİLECEK YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINDA DANIŞTAY UYGULAMASI ve ÜSTÜN KAMU YARARI   TABİATI VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ KORUMA KANUNU TASARISI DEĞERLENDİRMESİ ve ÖNERİLER   Havza Yönetimi , Örgütlenmesi ve Genel Su Kanunu (Su Çerçeve Yasası) Projesi   Türk Hukuk Sisteminde Çevre ile ilgili Konularda Bilgiye Erişim-Katılım-İdareye/Yargıya Ulaşım Hakları ve Aarhus Sözleşmesi   YABANCILARA ARAZİ SATIŞI KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİNİN 2644 SAYILI TAPU KANUNU DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ 5872 SAYILI KANUN HAKKINDA SON KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   ANAYASA MAHKEMESİNİN, 5831 SAYILI ve 3402 SAYILI KADASTRO ve 6831 SAYILI ORMAN KANUNU DEĞİŞTİREN KANUN HAKKINDAKİ 12.05.2011 TARİHLİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ   2A ve 2B ALANLARI İLE İLGİLİ TASARI ve CHP TEKLİFİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME   EKOLOJİK HUKUK AÇISINDAN YENİ ANAYASA GELİŞMELER-SORUNLAR-ÖNERİLER   648 SAYILI KHK ve DAYANAĞI 6223 SAYILI YETKİ KANUNUNUN EKOLOJİK HUKUK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ   TÜRKİYE’DE EKOLOJİK HUKUK UYGULAMALARI (ve özelde Trakya)(ECOLOGİCAL LAW PRACTİCES IN TURKEY specially in Thrace)   KENT HUKUKU VE ŞEHİR PLANLAMASI AÇISINDAN TAKSİM MEYDANI YAYALAŞTIRMA PROJESİ  HUKUK SİSTEMİNDE TEMEL İNSAN HAKLARI ve GELİNEN SON AŞAMA; “DÖRDÜNCÜ KUŞAK HAKLAR ve BUNLARI TALEP HAKKI”  MERSİN-AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ İLE İLGİLİ ÇED OLUMLU KARARININ ve NİHAİ ÇED RAPORUNUN HUKUKSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  MERSİN-AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ ANLAŞMASININ HUKUKSAL AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  TÜRKİYE’DE ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME HUKUKU ve SON ÇED YÖNETMELİĞİ

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ VE EKO-HUKUK

GİRİŞ

      1990’ların ikinci yarısından beri fasılalarla gündeme getirilen 3. Köprü kabusu, yine bütün olumsuzluklarıyla önümüzdedir. Siyasi lider olarak eser bırakma arzusunun tatmini ve bir avuç otomotiv ve arazi rantiyesinin kazancı dışında, başta doğaya, kentin ulaşım sorununa ve sonra da hiç kimseye bir yararı olmayacak  bu girişimin ulaşım ve mühendislik gibi uzmanlığımız dışındaki boyutlarını bir yana bırakarak aşağıdaki başlıklar altında incelemek istiyoruz.

- İstanbul Boğazı’nı aşma hırsının tarihçesi,

- 3. Köprü ve etkilenecek  doğal varlıklarımız; Ormanlar, Meralar, Su  havzaları ve  Biyolojik  (Flora Ve Fauna)  çeşitlilik,

ki bunu iki alt başlık halinde inceleyeceğiz;

                     - İstanbul’un Temel Doğal Varlığı Olarak “Belgrat Ormanları”,

                     - İstanbul’un 10 Önemli Biyolojik Çeşitlilik Alanından Etkilenecek Olan 8 Alan,

- 3. Köprü ve Eko-Hukuk,

bunu da  beş alt başlık halinde inceleyeceğiz;

                      - Anayasa  ve  muhtelif  kanunlara  aykırılıklar,

                      - Uluslar arası Sözleşmelere aykırılıklar,

                      - Planlama hukukuna aykırılıklar ve İstanbul İl Çevre Düzeni Planı,

                      - Çevresel Etki Değerlendirmesi ve 3. Köprü,

                      - 3. Köprü ve Kent Hukuku,

- 3. Köprü ve İklim Değişikliği,

- 3. Köprü ve Boğaziçi Peyzajı,

- 3. Köprü ve Üstün Kamu Yararı.

       Bu incelememizde hukuksal bakış açımızdaki, konumuzu oluşturan eko-hukuk değer yargılarımız;

- “Sürdürülebilir kalkınma” yerine “sürdürülebilir yaşam”

- “Doğal kaynak” yerine “doğal varlık”

- “Kamu yararı” değil “üstün kamu yararı” olacaktır.

 

 

 

 

İSTANBUL  BOĞAZI’NI  AŞMA  HIRSININ  TARİHÇESİ

      1.1. M.Ö. 522-486 yılları arasında hüküm süren Kral I. Dareios İskit’lere karşı açtığı seferde (M.Ö. 490) Asya’dan Avrupa’ya Komet’li mimar Mandrokles’in bugünkü hisarların bulunduğu yerler arasına gemi ve salları yan yana dizerek oluşturduğu köprüyü kullanmıştır.

     1.2. Daha sonra Boğaz’ın üstüne köprü yapmak fikri 16. y.y.da söz konusu oldu. Leonardo da Vinci 1503 de dönemin Osmanlı Padişahı II. Beyazıt’a mektup yazarak Haliç’e bir köprü yapabileceğini  istenirse bunun Boğaz üzerinde Anadolu’ya da açılır-kapanır bir köprü şeklinde uzatılabileceğini belirtmiş fakat kabul görmemiştir.

     1.3. 1632 Yılnda Hazerfan Ahmet Çelebi (1609-1640) lodoslu bir havada Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar’a taktığı kanatlarla uçmuş ve bu zamanın padişahı IV. Murat’ı hiç memnun etmemiştir.

     1.4. 1900 Yılında Arnaudin isimli bir Fransız, demiryolu geçişi için birisi Sarayburnu-Üsküdar diğeri de Rumelihisarı-Kandilli arasına iki alternatifli olarak getirdiği öneri kabul görmedi.  Ayni yıl Bosphorus Railroad Company isimli bir şirket Hisarlar arasına oldukça görkemli ve adı “Hamidiye” olacak bir köprü önerdi. Fakat II. Abdülhamit bu projeyi de kabul etmedi.

     1.5.  Bundan sonraki öneri Cumhuriyet döneminde bir inşaat müteahhidi olan Nuri Demirağ’dan geldi. 1931 Yılında Bethlehem Steel Company ile anlaşan Demirağ, San Fransisco’daki Oakland Bay köprüsünü örnek alan ve üzerinde demiryolu, tramvay ve otobüs geçişine olanak sağlayan bir köprüyü Ahırkapı-Salacak arasına önerdi. Bu köprü 2560 m. uzunluğunda 960 m. Si kara, 1600 m.si ise deniz geçişi olarak tasarlanmış olup, denizde 16 ayağa oturacak bu köprüde 701 m.lik bir de asma köprü düşünülmüştür. Demirağ, 1950 yılına kadar bunun için uğraşmıştır.

     1.6.  1933 Yılında üç plancıdan istenen  plan  taslaklarında İstanbul’un uzun  dönemli  gelişimleri değerlendirilirken Boğaz  geçişi konusundaki  görüşleri de  tartışılmaktadır. Bu plancılardan Elgötz  yolcu  vapurlarına ilave olarak demiryolunun da  vapurlarla  bağlantısını  önerirken,  diğer  iki plancı Lambert  ve  Agache  demiryolu  köprüleri  yapılması  görüşündedir. Agache  kentin kuzeyinden  geçecek  Yeşilköy, Alibeyköy, Kağıthane  ve  Bebek  demiryolunun Vaniköy’de  yapılacak  bir  köprü  ile  Anadolu’ya  bağlanmasını  uygun  görmektedir.

     1.7.  1951 de İTÜ öğretim üyesi Alman Mimar Paul BONATZ Ortaköy-Beylerbeyi arasına bir köprü önerdi ve Krupp firması bunun için bir proje sunduysa da, kabul görmedi.

     1.8.  Kara Yolları Genel Müdürlüğü köprü tetkik işini 1955 yılında De Leuw, Cather and Company isimli bir şirkete verdi ve bu şirket köprünün  Ortaköy-Beylerbeyi arasına ve “asma köprü” olarak yapılmasını önerdi. Proje hazırlanması ve kontrol hizmetleri için 1958 de uluslar arası ilanla teklif istendi. Steinman, Boynton, Granquist and London firmasına bir proje hazırlatıldı ama mali güçlükler projeyi engelledi. Ayni yıl Alman’ların yaptığı “germe köprü” önerisi, her ne kadar kuleleri bu günkü köprülerinin üçte biri kadar olacağı ve Boğaziçi peyzajını bozmayacağı  söylenen bu girişim de gerçekleşmedi.

    1.9.  1957  yılında  Sirkeci-Haydarpaşa  demiryolu  ferisi hizmete  girmekte  ve  demiryolu  yük  trenlerinin  Boğaz  geçişi  şimdilik  bir  çözüme  kavuşmaktadır.

     1.10.  1967 Yılına gelindiğinde mevcut projenin teknolojisi eski kaldığından, yenilenen proje yapımı ihalesini Freeman, Fox and Partners adlı İngiliz firması kazandı ve 1968 yılında sözleşme imzalandı. İnşaat ihalesini de Hoctief AG adlı Alman ve Cleveland Bridge and Engineriing adlı İngiliz Konsorsiyum’u kazandı. İnşaatına 1970 yılında başlanan köprü, 21.774.283.49 ABD Dolarına mal olmuş ve “Boğaziçi Köprüsü” adı verilen bu ilk köprü          29 Ekim 1973 de hizmete açılmıştır.

       1.11.  İkinci köprünün inşasına 1985 yılında başlanmıştır. Hisarüstü-Kavacık arasında yapılan bu köprünün proje hizmetlerini İngiliz Freeman, Fox and Partners firması üstlenmiş, inşaatını ise Ishikawajima Harima Heavy Industries Co. Ltd., Mitsubishi Heavy Industries Ltd. ve Nippon Kokan K.K. adlı Japon şirketlerinin oluşturduğu bir konsorsiyum üstlenmiştir. Maliyeti 125 Milyon Doları bulan ve  “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü” adı verilen bu ikinci köprü 3 Temmuz 1988 de hizmete açılmıştır.

(Not: Bu bilgiler “Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi/Hasan KURUYAZICI” ve “İstanbul Dergisi 14. Sayı/Erhan ÖNCÜ” ye aittir)

 

 

3. KÖPRÜ VE ETKİLENECEK  DOĞAL VARLIKLARIMIZ; ORMANLAR,  SU  HAVZALARI,  BİYOLOJİK  (Flora ve Fauna)  ÇEŞİTLİLİK

 

İstanbul’un Temel Doğal Varlığı Olan “Belgrat Ormanları”

     3. Köprü nedeniyle etkilenecek en önemli doğal varlıklarımız elbette ki bundan öncekilerdeki gibi ormanlar, su havzalarıve bölgenin biyolojik çeşitliliğidir. Özellikle bu önemli doğal varlıklarımızın büyük bir bölümü ormanların içindedir.

      İstanbul ilinde yaklaşık 540.000 ha orman alanı bulunmaktadır. Söz konusu köprünün yapılması ile İstanbul ormanları yanında İstanbul’un bazı su havzalarını barındıran Adapazarı Orman Bölge Müdürlüğü ormanları da etki altına girecektir. Gerçekten, bu ormanlarla birlikte, İstanbul’un kuzeyinin ormanlarla kaplı olması, kent ve insanları için refahı artıran büyük bir şans oluşturmaktadır. Çünkü bu ormanlar; özellikle karbon tutma ve havadaki tozları filtreleyerek ürettiği temiz havayı, kuzeyden esen hakim rüzgârlar ile devamlı surette kente göndererek kentin hava ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Gelişmiş pek çok batı ülkesinin kent insanları ve ormancıları, ormanlarının kentlerine sağladığı (Örneğin Paris, Londra ve özellikle Viyana) temiz hava ile gurur duymaktadır.

      Söz konusu ormanlar ülkemizin biyolojik çeşitliliğini artıran doğal varlıklarımızın başında gelmektedir. Ayrıca, İstanbul kentinde halkın önemli gereksinmelerinden biri de kentin yorucu ve bunaltıcı ortamından uzaklaşarak orman içinde doğanın sakin, huzur verici, estetik yönden zengin ortamında dinlenmektir. Günümüzde sözü edilen orman varlığının artık İstanbul halkının belirtilen rekreasyonel gereksinmelerini karşılayamadığı bir gerçektir.

      İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar, aynı zamanda bu kentin içme ve kullanma suyu gereksinimini karşılayan ve toplam su depolama kapasiteleri 817,6 milyon m3 olan Avrupa yakasındaki Terkos, Büyük Çekmece, Alibeyköy ve Sazlıdere, Anadolu yakasındaki Ömerli ve Darlık  barajları ile 110 milyon m3 lük Istranca ve 145 milyon m3 lük İsaköy ve Sungurlu (Yeşilçay projesi) derelerinin havzalarınıiçermektedir.

       Özellikle 2. Boğaz köprüsünün yapılması ile İstanbul’un su havzalarının yapılaşma ile tahrip edildiği bilinen bir gerçektir. (İstanbul’un Elmalı ve Ömerli havzalarında kaçak yapılarla kaplı sahaların, ruhsatlı yapılarınkinin hemen hemen üç katına ulaşması ve yaklaşık 600.000 nüfuslu Sultanbeyli ilçesinin kaçak olarak Ömerli havzasında kurulması bu olgunun dramatik birer göstergeleridir.)

       Bu örnekler, 3. Boğaz köprüsünün İstanbul’un kuzeyinde inşa edilmesi durumunda hem bu köprünün çevre yollarının yapılması sırasında, hem bu bölgede yapılacak yerleşmelerle İstanbul’un kuzeyindeki ormanların ve dolayısıyla su havzalarının tahrip edilmelerinin kaçınılmaz olacağını vurgulamaktadır. Bu olgunun yol açacağı sedimentasyon (çökelme) ve trafik nedeniyle ortaya çıkacak egzoz gazları da baraj göllerinde toplanan suyun doğrudan ve dolaylı olarak kirlenmesine yol açabilecektir. Özellikle Ömerli baraj gölünde oluşacak kirlilik ile, DSİ’nin önemli yatırımlarından biri olan Melen Projesinin de olumsuz yönde etkilenmesi söz konusudur.

      İstanbul halkının yakından tanıdığı ormanlardan biri yaklaşık 5.500 hektar büyüklüğündeki “Belgrad Ormanı” dır. Söz konusu ormanın Muhafaza Ormanı olarak ayrılmasında en büyük etken yüzlerce yıldır İstanbul’un su ihtiyacını karşılama işlevini yerine getiren 7 adet bendin burada yer almasıdır. Bu suları yıllardır İstanbul’a taşıyan ve kültürel varlıklardan sayılan çok sayıda tarihi değeri olan su kemerleri de bu orman içinde yer almaktadır.

        Belgrad Ormanı biyolojik çeşitlilik açısından değerlendirildiğinde bu ormanda, doğal liken ve yosunlardan 20 tür, atkuyrukları ve eğreltilerden 1 tür, açık tohumlulardan 1 tür, kapalı tohumlulardan 380 tür olmak üzere toplam 402 bitki türü bulunmaktadır. Bunlar içinde genel olarak orman alanını kaplayan meşeler, hakim ağaç türü olarak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Belgrad Ormanında 42 tür gündüz kelebeği, 146 kuş türü, yaklaşık 22 memeli türü, çeşitli kurbağalar ve sürüngenler yaşamını sürdürmektedir. Belirtilen fauna çeşitliliğine ek olarak söz konusu ormanda 100 hektarlık bir Av Hayvanları Koruma ve Üretme Sahası ayrılmış, bu alanda çok sayıda geyik üretilmiştir. Sayılan bu özellikleri ile Belgrad Ormanı her kesimden yüz binlerce bireyin rekreasyonel etkinliklerde bulunmasına olanak sağlamaktadır. Aynı orman içerisinde yer alan Atatürk Arboretumu ülkemizde ilklerden biri olup, 1949 yılında kurulmuştur. Floristik zenginliği dünyaca bilinen ve üç ayrı floraya ait 450 türü barındıran Atatürk Arboretumu bu doğal taksonların (canlıların hiyerarşik olarak sınıflandırılmış gurupları) hemen hemen tümünü yapısında barındırmaktadır. Dünya ormancılık bilim çevreleri içerisinde özgün bir konumu olduğu da belirtilmelidir. Öte yandan Belgrad Ormanı ile birlikte İstanbul ve çevresindeki orman alanları, dünyanın önemli kuş göçü yoğunlaşma alanlarından olup, yüz binlerce su kuşu, yırtıcı ve ötücü kuş türüne göç döneminde ev sahipliği yapmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle İstanbul Boğazı, ülkemizde ve dünya üzerinde kuş göçünün en iyi izlenebildiği yerlerden biridir.

        Yine İstanbul il sınırları içinde biri Sarıyer-Türkmenbaşı, diğeri Beykoz–Polenezköy olmak üzere bitki örtüsü ve yaban hayatı ile önemli özelliklere sahip peyzaj bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçaları olan iki adet Tabiat Parkı da vardır.

        Ayrıca, İstanbul ilinde tabiat ve tabiat olaylarının oluşturduğu pek çok özelliklere ve bilimsel değerlere sahip doğa koruma sistemi içerisinde korunan Çatalca ilçesinde Subaşı Çınarı Tabiat Anıtı bulunmaktadır. Benzer şekilde Beykoz Tokatköy’de bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz ve kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabiat olaylarının oluşturduğu seçkin örnekleri içeren ve mutlak korunması gereken, sadece bilim ve eğitim amaçları için kullanılmak üzere ayrılmış Göknar meşçeresinin (En az 1 ha.lık orman alanı olup, çevresinden özellikleri ile ayrılan ağaç türü kombinasyonudur.) Ağaçbulunduğu Tabiatı Koruma Alanı vardır. Bunun yanı sıra yine İstanbul’da yaban hayatı değerlerine sahip, korunması gereken yaşam ortamlarının bitki ve hayvan türleri ile birlikte mutlak olarak korunduğu ve devamlılığının sağlandığı Sarıyer-Feneryolu, Gaziosmanpaşa-Şamlar ve Çatalca–Çilingoz olmak üzere üç adet Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Alanı bulunmaktadır.

(Not: Yukarıdaki değerlendirmeler İÜOF’nin 13.10.2009 tarihli raporundan alınmıştır.)

 

İstanbul’un 10 Önemli Biyolojik Çeşitlilik Alanından Etkilenecek Olan 8 Alan

       Belgrad Ormanından başka İstanbul ili sınırları içinde ekolojik ve biyolojik yönden önemli 10 adet doğal yaşam mekânı bulunmaktadır. Bunlar:

—Terkos ve Kasatura arasındaki ormanlık alan ve kıyı şeridi (91.300 ha)

—Ağıl Dere ve Ağaçlı Kumulları (74 ha)

—Gümüşdere Kumulları (200 ha)

—Kuzey Boğaziçi (4.900 ha)

—Büyükçekmece Gölü (2.750 ha)

—Küçükçekmece Gölü (2.400 ha)

—Batı İstanbul Meraları (Hadımköy ve Kemerburgaz arasındaki mera ve fundalıklar)

    (12.500 ha)

—Ömerli Havzası (İstanbul Asya Yakası Tepeleri) (52.600 ha)

—Sahilköy, Şile, Ağva Kumulları, Ağva Deresi (1.500 ha)

—Şile adaları (5 ha)

şeklinde sıralayabiliriz.

       Doğa Derneği tarafından 2004 yılında güncelleştirilmiş bulunan Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları (ÖKA) Kitabında, 3. Köprüden etkilenebilecek olan  Boğaziçi Bölgesi (özellikle İstanbul Boğazı’nın kuzeyi, Belgrad Ormanları ile Polenezköy Tabiat Parkı ve Haliç); Türkiye’nin 184 Önemli Kuş Alanı içinde MAR 022 (TR 005) kodlu alan olup, “Korumaya Bağlı” (Düzenli olarak göz altında tutulmadığı ve tek tek ortaya çıkan sorunlara yönelik müdahaleler yapılmadığı takdirde, önemli bir bölümü yok olma tehlikesinde olan alanlar) ve “Gerileme-1” (Alanın bir bölümü gerekli koruma çalışmaları yapıldığı takdirde düzelebilecek ve doğal yaşam nispeten düşük zarar görmüş) tanımlaması içindedir. Bu bölge kuş göçlerinin en iyi izlenebildiği alanlardan biridir. Ayni şekilde 3. Köprüden etkilenebilecek olan Terkos Havzası ise; MAR 016 (TR098) kodlu alan olup, “Acil” (En geç iki yıl içinde kapsamlı bir koruma planı uygulanmadığı takdirde, tamamı veya büyük bir bölümü geri dönüşsüz olarak yok olma tehlikesinde olan alanlar ve “Gerileme-1” tanımlaması içindedir. Burada Balık Kartalı, Balaban, Küçük Balıkçıl, Saz Delicesi, Gece Balıkçılı, Alaca Balıkçıl, Erguvani Balıkçıl, Kocagöz ve Ak Kanatlı Sumru türlerinin üreme alanları bulunmaktadır.

      Yine Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından 2005 yılında güncelleştirilmiş bulunan Türkiye’nin 122 Önemli Bitki Alanı (ÖBA) Kitabında,   3. Köprüden etkilenebilecek olan;

 

(1) TERKOS-KASATURA KIYILARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Sulak alanlar, kumullar, meşe ormanları, maki ve fundalıklar, kalkerli meralar, (Danamandıra’daki göller I ve II. Derece doğal sit olarak koruma altındadır)

      Toplam Endemik Takson : 13

      Tehlike Altındaki Takson : 73 (13 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 8 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi  EK-I)

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 12 Adet) (7’si BERN Sözleşmesi EK-I)

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Kıyı kumulları ve kumsallar, Durgun tatlı sular, Ilıman iklim kuşağı fundalık ve çalılık toplulukları, Yaprağını döken geniş yapraklı ormanlar, Su kenarı bitki örtüsü)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi embriyonik kumulları, Karadeniz bölgesi beyaz kumulları, Güneybatı Karadeniz sabit kumulları, Kumul ardıç öbekleri ve orman toplulukları,  Gevşek kumul gölcükleri, Sulak alan kısa boylu tek yıllık otsu bitki toplulukları, Çeşitli suda serbestçe yüzen bitki örtüler, Çok yıllık sık mera bitki toplulukları ve Orta Avrupa stepleri, Istranca Dağları kayın-gürgen-ıhlamur ormanları, Istranca Dağları kayın ormanları, Trakya meşe-gürgen ormanları, Karaçam ormanları, Balkan dişbudak-meşe-kızılağaç ormanları.

(2) AĞILDERE  ve  AĞAÇLI  KUMULLARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Kıyı kumulları

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 14 (7 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 6 Adet) (2’si BERN Sözleşmesi EK-I)

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 2 Adet) (1’i BERN Sözleşmesi EK-I)

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Kıyı kumulları ve kumsallar,)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi embriyonik kumulları, Karadeniz bölgesi beyaz kumulları, Güneybatı Karadeniz sabit kumulları)

(3) GÜMÜŞDERE (KİLYOS)  KUMULLARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Kıyı kumulları

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 15 (6 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 5 Adet) (2’si BERN Sözleşmesi EK-I)

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 1 Adet)

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Kıyı kumulları ve kumsallar)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi embriyonik kumulları, Karadeniz bölgesi beyaz kumulları, Güneybatı Karadeniz sabit kumulları, Kumul ardıç öbekleri ve orman toplulukları)

(4) BATI  İSTANBUL  MERALARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Kalkerli ve asit karakterli meralar, fundalıklar, sucul ve sulak alan habitatları

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 19 (7 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 5 Adet) (2’si BERN Sözleşmesi EK-I)

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 5 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi EK-I)                                  

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Stepler ve kuru kalkerli meralar)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Çok yıllık sık mera bitki toplulukları ve Orta Avrupa)

(5)KUZEY  BOĞAZİÇİ :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Deniz kıyısı maki, sarp kayalık meraları, kayalıklar, kumul ve sazlıklar, kayın-meşe-gürgen ormanı, asit karekterli suni göller (Boğaziçi Doğal Sit Alanı, Boğaziçi Kanunu ile korunmaktadır)

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 36 (15 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 10 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi  EK-I)         

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 7 Adet) (2’si BERN Sözleşmesi EK-I)

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Sert yapraklı çalı toplulukları)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Güneybatı Karadeniz sabit kumulları, Trakya meşe-gürgen ormanları)

 

(6)SAHİLKÖY-ŞİLE- AĞVA  KUMULLARI  ve  KIYILARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Kıyı kumulları, deniz kıyısına özgü fundalık ve çalılıklar, meşe ormanı

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 13 (6 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 4 Adet) (2’si BERN Sözleşmesi EK-I)

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 3 Adet) (1’i BERN Sözleşmesi EK-I)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi beyaz kumulları, Güneybatı Karadeniz sabit kumulları)

7)İSTANBUL’UN  ASYA  YAKASI  TEPELERİ  ve ÖMERLİ HAVZASI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Meşe ormanı, fundalık, mevsimlik su basan gölcükler ve baraj gölü kenarları, asit karakterli turbalıklar, kuru kayalık bitki toplulukları Polenezköy Tabiat Parkıdır)

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 37 (10 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 6 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi  EK-I)         

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 9 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi EK-I)

B (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Ilıman iklim kuşağı fundalık ve çalı toplulukları, Silisli kayalar üzerinde yetişen kuru meralar)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi fundalıkları, Trakya meşe-gürgen ormanları, Karaçam ormanları)

(8)KEFKEN-KARASU KIYILARI :(ÖBA’dır)

      Alanın Özelliği : Nehir, açık su, su basar orman, kıyı kumulları (Acarlar Gölü ve Longoz Ormanı Doğal Sit Alanı ve Yaban hayatı koruma sahasıdır)

      Toplam Endemik Takson : Bilinmiyor

      Tehlike Altındaki Takson : 20 (6 Endemik)

      ÖBA Kriterleri :

A1 (Küresel ölçekte tehlike altında tür: 5 Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi EK-I)           

A2 (Avrupa ölçeğinde tehlike altında tür: 4Adet) (3’ü BERN Sözleşmesi EK-I)

B   (Zengin tür çeşitliliği içeren genel habitatlar: Durgun tatlı sular, Ilıman iklim kuşağı nehir kenarları ve bataklık orman toplulukları)

C2 (Tehlike altındaki doğal habitatlar : Karadeniz bölgesi beyaz kumulları, Tek yıllık seyrek Gramineae kumul toplulukları, Güneybatı Karadeniz sabit kumulları, Gevşek kumul gölcükleri, Küçük Cyperus toplulukları, Batı Karadeniz longoz ormanları)

(Not: Aşağıdaki bilgiler İÜ Orman Fakültesi’nin 13.10.2009 tarihli raporundan alınmıştır.)

      Bu köprünün Kocaeli, Adapazarı, Tekirdağ ve Kırklareli ormanları üzerinde de etkili olacağı ve bu alanın 5000 hektar civarında olacağı iddia edilmektedir. 3.Köprü güzergâhının bağlantı yollarının büyük ölçüde orman alanları içinde inşa edilmesi olasılığı çok yüksektir. Bu yollar için Çevre ve Orman Bakanlığından irtifak hakkı alınması yeterli olacak, bu şekilde Devlet özel kişilere ait arazilerin kamulaştırılması gibi ağır bir yükten kurtulmuş olacaktır. Nitekim alternatif güzergâhlar içerisinde ormanlara ve su havzalarına en fazla zarar verecek olan Beykoz – Tarabya güzergâhı ön plana çıkmış bulunmaktadır. Ormanlara, çevreye ve su havzalarına bu kadar büyük zarar vereceği açık olan ve İstanbul’un trafik sorununa önemli bir katkı sağlayamayacağı görülen bu güzergahta neden ısrar edildiği ise cevaplandırılması gereken en önemli sorulardan birisidir. Bu güzergahta ısrar edilmesi bazı kesimler tarafından ileri sürülen “rant yaratma” iddialarını haklı kılmaktadır.

       Daha önceki köprü inşaatlarında olduğu gibi, bu köprü ve çevre yollarının yapımında da önemli ölçüde inşaat malzemesi (taş, mıcır, çimento vb.) gereksinimi olacaktır. Özellikle köprü ve yol inşaatı sırasında kullanılacak mıcır ve benzeri malzemeler İstanbul’daki taş ocaklarından sağlanacaktır. Taş ocaklarındaki yoğun üretim sırasında oluşacak gürültü ve toz çıkışı ile birlikte, taşıma sırasında oluşacak trafik yükü, hava kirliliğine neden olacaktır. Zaten taş ocağı ve taş ocağı tesisi adı altında İstanbul orman alanlarından verilen izinler 2005 yılı itibariyle 3 milyon m2 civarındadır. Otoyol inşaatları nedeniyle mevcut ve açılacak taş ocakları, orman alanlarındaki flora ve fauna tahribinin en önemli nedenlerinin başında gelmektedir. Bu taş ocaklarındaki yoğun üretimin orman ekosistemlerine ve su havzalarına ne yönde bir baskı oluşturacağı da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, Ağaçlı kömür havzalarında olduğu gibi yapılan tahribatın giderilmesi oldukça güçtür.

       Dünya üzerindeki biyoçeşitliliği tehdit eden etkenlerin başında büyük yaşam ortamlarının daha küçük yaşam ortamlarına bölünmesi, yaşam ortamlarının kullanım şekillerinin değişmesi gelmektedir. Yollar yaşam ortamlarının parçalanmasının en önemli sebeplerindendir. Yaşam ortamı parçalanması populasyonlar veya türler arasında izolasyona neden olmaktadır. Genetik bakımdan yavru verimi ve doğum oranı düşmekte, ölüm oranı artmakta, dar yayılışlı türlerin yok olmasına sebep olmaktadır. O nedenle 3. köprü güzergậhına bağlanacak ana ve ikincil yollar yaban hayatını olumsuz etkileyecektir. Kenarları çitle çevrili oto yollar doğrudan yaban hayvanlarının yaşam alanlarını parçalayarak, hayvan türlerinin İstanbul’un kuzeyindeki yayılış alanlarını sınırlayacaktır. Ayrıca, Boğaziçi keteni, İstanbul karahindibası, Kilyos peygamber çiçeği, Riva sığırkuyruğu gibi çok sayıda nadir ve endemik bitki türünün de yok olmasına yol açacaktır.

      Yukarıda açıklandığı üzere kamu arazileri üzerinden geçirilmesi düşünülen yolların büyük bölümü su toplama havzalarının içinden geçecektir. Yol inşaatı sırasında ortaya çıkacak olan şevler önemli erozyon alanlarıdır. Bu alanların bitkilendirilmesine kadar geçecek zaman içinde meydana gelecek sediment taşınma olayları mevcut su kaynaklarının kirlenmesine neden olacaktır.

       Bunun yanı sıra yoğun trafiğin gürültüsü bu bölgelerde yaşayan canlıların yaşam alanlarını terk etmesine neden olacaktır. Halbuki, dünyamız sadece insanların yaşam alanı değildir.

 

3. KÖPRÜ VE EKO-HUKUK

Anayasa  ve  Muhtelif  Kanunlara  Aykırılıklar

Anayasa :

Tarım, Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması

Madde 45 -Devlet, tarım arazileri ile çayır ve mer'aların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

……………………………………………………………………………………………

Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması

Madde 56 -Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

……………………………………………………………………………………………

Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması

Madde 63 -Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.

Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.

…………………………………………………………………………………………….

Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma

Madde 90 -………………………………………………………………..

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir.Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 5170 - 7.5.2004 / m.7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

 

Planlama

Madde 166 -Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızlı gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilâtı kurmak Devletin görevidir.

Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

……………………………………………………………………

Tabii Servetlerin Ve Kaynakların Aranması Ve İşletilmesi

MADDE 168 -Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.

Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi

Madde 169 -Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.…………………………………………..

……………………………………………………………………………………………

2872 sayılı Çevre Kanunu :

Amaç

MADDE 1 - Bu Kanunun amacı, bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi; kırsal ve kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması; su, toprak ve hava kirlenmesinin önlenmesi; ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korunarak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemektir. Madde 1-(Değişik: 5491 - 26.4.2006 / m.1) Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.

Tanımlar

MADDE 2 - Bu Kanunda geçen;

a) "Çevre Korunması" terimi; ekolojik dengenin korunması, havada, suda, toprakta kirlilik ve bozulmaların önlenmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan çalışmaların bütününü,

b) "Ekolojik Denge" terimi; insan ve diğer canlıların varlık ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için gerekli olan şartların bütününü,

c) "Çevre Kirliliği" terimi; insanların her türlü faaliyetleri sonucu, havada, suda ve toprakta meydana gelen olumsuz gelişmelerle ekolojik dengenin bozulması ve aynı faaliyetler sonucu ortaya çıkan koku, gürültü ve atıkların çevrede meydana getirdiği arzu edilmeyen sonuçları,

d) "Kirleten" terimi; fiilleri sonucu doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine sebep olan gerçek ve tüzelkişileri,

e) "Atık" terimi; herhangi bir faaliyet sonucunda çevreye atılan veya bırakılan zararlı maddeleri,

f) "Alıcı Ortam" terimi; atıkların bırakıldığı yakın veya uzak çevreyi,

ifade eder. Madde 2-(Değişik: 5491 - 26.4.2006 / m.2) Bu Kanunda geçen terimlerden;

…………………………………………………………………….

Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü,

……………………………………………………………………

Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fiziki vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini,

Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi,

..............................................................................................

ifade eder.

İlkelerg) Çevrenin korunması ve kirlenmenin önlenmesi konusunda alınacak tedbirlerin bir bütünlük içinde tespiti ve uygulanması esastır.

Madde 3-(Değişik: 5491 - 26.4.2006 / m.3) Çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler şunlardır:

a)Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler.

b)Çevrenin korunması, çevrenin bozulmasının önlenmesi ve kirliliğin giderilmesi alanlarındaki her türlü faaliyette; Bakanlık ve yerel yönetimler, gerekli hallerde meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparlar.

c)Arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşlar, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetirler.

d)Yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilir.

e)Çevre politikalarının oluşmasında katılım hakkı esastır. Bakanlık ve yerel yönetimler; meslek odaları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların çevre hakkını kullanacakları katılım ortamını yaratmakla yükümlüdür.

.......................................................................................................................................................

Çevrenin Korunması

Madde 9-(Değişik madde ve başlığı: 5491 - 26.4.2006 / m.6) Çevrenin korunması amacıyla;

a)Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır. Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir.

b)Ülke fiziki mekanında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar planlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

c)Ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan hassas alanların her tür ölçekteki planlarda gösterilmesi zorunludur. Koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan alanlar, plan kararı dışında kullanılamaz.

………………………………………………………………

e)Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir.

……………………………………………………………….

f)Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya tehlike altında olanlar ile nadir bitki ve hayvan türlerinin korunması esas olup, mevzuata aykırı biçimde ticarete konu edilmeleri yasaktır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu

(Sarıyer ve Beykoz İlçeleri 3 Numaralı İstanbul KTVKK bölgesinde kalmaktadır)

Koruma Alanı İle İlgili Karar Alma Yetkisi

Madde 8 -Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir.

Koruma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar koruma alanına sahip olmaları dikkate alınır.Bu hususlarla ilgili esaslar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir.

İzinsiz Müdahale Ve Kullanma Yasağı

MADDE 9 - (Değişik: 3386 - 17.6.1987) Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, her çeşit inşaî ve fizikî müdahalede bulunmak, bunları yeniden kullanıma açmak veya kullanımlarını değiştirmek yasaktır. Onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır. Madde 9. -(Değişik: 5226 - 14.7.2004 / m.3) Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.

2960 sayılı Boğaziçi Kanunu

Amaç

Madde1 - Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanın<